gece gözlüm's profilehira nurPhotosBlogListsGuestbook Tools Help
ALANIMA HOŞGELDİNİZ HİRA NUR DERKİ KENDİMİZE OLMASINI İSTEMEDİĞİMİZ HİÇBİRŞEYI BAŞKASINA YAPMAYALIM EMEYE VE İNSANA SAYGILI OLALIM HERKESİN BİR AYLESİ OLDUĞUNU UNUTMAYALIM VE YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKÜR EDERİM HERKESE İYİ EĞLENCELER

Comments (58)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

 

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

    Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic    Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

Nereden bileceksin silaHıMıN şarJöRüne mermi DiYe SeNi KoYupDeFalArCa   KaLbiMe   SıKtıĞıMı???:     

 

                

 

1 day ago
ALİ CANwrote:

“ Mutlu Ol Yaşadığın İçin"
Mutlu ol yaşadıkların için,
Yaşayacakların, yaşatacakların için,
Aldığın nefes, içtiğin su için,
İçin için ağlayabildiğin,
Yeri geldiğinde hıçkırabildiğin için,
Mutlu ol, insan olduğun için ...

SEMRA SPACES

Görebildiğin için alabildiğince uzakları,
Ayna gibi, net görebildiğin için,
Yüksek ses kalitesinde duyabildiğin için hayatı,
Hissedebildiğin için mutluluğu, acıyı,
Sevgiyi, aşkı yaşayabildiğin için...
Allah bu hakları sana verdiği için,
Mutlu ol, dünyada olduğun için ...

SEMRA SPACES

Üzülebildiğin için bile mutlu ol,
Ağladığın, gözyaşı döktüğün zamanda bile,
Hayattan nefretini dile getirdiğin anda bile,
İntihara kalkıştığında bile, neler düşünüyorum de,
Gül kendine ve mutlu ol ...

SEMRA SPACES

Sevebiliyorsan gerçekten eğer, mutlu ol ...
Aşkın gerçeğini yaşıyorsan, tükenmiyorsa sevgin,
Yıllar geçiyorsa ve seni seviyorum demek geliyorsa içinden hala,
Çekip gitse de bir gün o, belki gelir diye düşün, mutlu ol !
Hayır böyle bitemez, böyle çekip gidemez de ve bekle,
Bu şehrin sokaklarında beklemedeyken, umutlu ol ...

SEMRA SPACES

Her şeyi tadında yaşıyorsan, mutlu ol ...
Kışların kısa, yazların uzunsa yaşamında,
Az yağmurlu, bol güneşliyse kaderin,
Sür keyfini hayatın ve mutlu ol ...

SEMRA SPACES

Hiçbir şey yoksa bile seni memnun eden,
Hayatta olduğunu düşün ve mutlu ol,
Kaderin sana gülmesini bekleme, sen güldür onu,
Gıdıkla kaderini ve mutlu ol ...
Bekle güzel günleri, sana yakındır,
Mutlu edebildiğin için insanları, mutlu ol ...

SEMRA SPACES

Mutlu olabildiğin için mutlu ol,
Ağlamak istediğinde gözyaşın olduğu için,
Haykırmak istediğinde sesin çıktığı için,
Koşmak istediğinde koşabildiğin,
Mutlu olup coşabildiğin için yeri geldiğinde ...
Özleyebileceğin bir küçük kız olduğu için,
Sen, sen olduğun için doğal ve gerçek,
Her şeye karşın, yaşama inat, mutlu ol !!(Alıntı)

Nov. 2
ALİ CANwrote:
Edep Ya Hu resimleri
Edep Kalpten Geçer
red crystal heart line
Edep, nefsini tanıyıp haddini bilmektir
red crystal heart line
Edep, kul olduğunu anlayıp Yüce Mevlâ ya yönelmektir
red crystal heart line
Edep, kibri kırıp tevazuya sarılmaktır.
red crystal heart line
Edep, fani dünyayı tanıyıp boş davaları bırakmaktır.
red crystal heart line
Edep, Cenab-ı Hakkın ve varlıkların haklarını güzel korumaktır.
red crystal heart line
Edep, hayâlı ve vefalı olmaktır.
red crystal heart line
Edep, pişman olunacak şeyleri yapmamaktır
Kısaca edep, güzel ahlâktır.
red crystal heart line
Güzel ahlâk ise, içiyle dışıyla doğru olmak ve bu doğruluk üzere yaşamaktır
Hat ile yazılmış Esma-ul Hüsna resimleri

Oct. 31
DENİZ LALEwrote:

Büyüklerden Altın Öğütler
Bir işe öfkeli ve sinirli iken karar verme. Bekle öfken geçsin. Zira öfke ile kalkan zararla oturur.
Çok konuşma yerinde ve özlü konuş. Kıymet ve tesir çok sözde değil yerinde ve özlü sözdedir.
Dilini tut ve bil ki; Dil yarası bıçak yarasından daha vahimdir.
Kimsenin yüzüne karşı söylemediğini arkasından söyleme.
Ve bil ki; Arkadan konuşma korkaklığın en iğrenç şeklidir.
Yalan söyleme. Yalan söyleyen tutulmak korkusu içinde yaşayan hırsız gibidir.
Bir kimseye söz vermeden evvel iyi düşün. Fakat verdiğin sözden dönme.
Sözden dönmek yalancılığın en çirkinidir.
Dost kazanmak için cömert ol. Bil ki hasisin dostu yoktur.
Gençliğinde iyi arkadaş kazan. Yaşlılıkta kazanılan arkadaşlık sağlam olmaz.Zira paslı teneke lehim tutmaz.
En yakın arkadaşlarına bile şakaların zarif olsun. Kaba şakadan hayvan bile hoşlanmaz.
Büyüklere hürmet et. Büyüdüğün zaman sende küçüklerden hürmet görürsün.
Kadınlara hürmet et. Düşün ki kadınlık insanlığın anasıdır.
Ana-baba ahı alma. Ana-baba ahının zehirini içen kurtulmaz.
Kendine iyilik yapılmasını istersen başkasına iyilik yap

Oct. 31
ALİ CANwrote:


Cumanız Mübarek Olsun
Cuma günleri duanın kabul olacağı bir an vardır. Bu an, hutbe ile Cuma namazı içindedir diyenler çoktur. Hutbe dinlerken, dua kalbden olur. Ses çıkarmak caiz değildir. Bu an her şehir için başkadır. Cuma günü, gecesinden daha kıymetlidir. Gecesinde veya gündüzünde (Kehf suresini) okumak çok sevaptır. (Tefsir-i Mazheri)
red crystal heart line
Bir hadis-i şerifte, (Cuma günlerinde bir an vardır ki, müminin o anda ettiği dua red olmaz) buyuruldu. Bazıları, bu an, ikindi ile akşam ezanları arasındadır, dedi. (Riyadun-nasıhin)
.red crystal heart line
Cuma günü, ruhlar toplanır ve birbirleri ile tanışırlar. Kabirler ziyaret edilir. Bugün kabir azapları durdurulur. Bazı âlimlere göre, müminin azabı artık başlamaz. Kâfirin Cuma ve Ramazanda yapılmamak üzere, kıyamete kadar sürer. Bugün ve gecesinde ölen müminler kabir azabı hiç görmez. Cehennem, Cuma günü çok sıcak olmaz. Âdem aleyhisselam Cuma günü yaratıldı. Cuma günü, Cennetten çıkarıldı. Cennettekiler, Allahü teâlâyı Cuma günleri göreceklerdir.


Oct. 30
ALİ CANwrote:

Bundada Bir Hayır Vardır!
Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.
Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
-Bunda da bir hayır var!
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.
Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
-Bunda da bir hayır var!

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:
-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.
Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.
-Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi.
-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var!.
-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?
-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene.

Oct. 28
ALİ CANwrote:


Hz. Muhammed(S.A.V)Salavat Getirmenin Fazileti
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:
•“Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır,
 DUA YERİNE ULAŞIR.”

•“Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez.”
•“Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır.”
•“Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem’e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir:
-Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir.”

•Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der:
-Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım:
-Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah’tan rahmet ve bereket diliyorum.”
•“Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah’ın yardımı ile muradına nail olur.”
•“Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir.”
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:
•“İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir.”
•“Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir.”
•“Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır.”
•“Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir.”
•“Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır.”
•“Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün.”
•“Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen.”
•“Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir.”
•“Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder.”

•“Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı.”
•“Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz.”
•“Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur.”
•“Karşılaşan iki mü’min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır.”
• “Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim.”
•“Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir.”
•“Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz.”

•“Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez.”
Oct. 25
Audici.

Rusya bu 'mucize bebeği' konuşuyor

İleride Biz onlara hem ufuklarda, hem kendi nefislerinde (vucutlarında) delillerimizi öyle göstereceğiz ki, sonunda onun gerçek olduğu kendilerine açıkça belli olacak. Rabbinin herşeye şahit olması kafi değil mi?

(Fussilet 53)

Rusya Dağıstanlı bebek Ali'yi konuşuyor. Doğumundan hemen sonra vücudunda Kur'an-ı Kerim ayetleri belirmeye başlayan bebek Ali'yi her gün yüzlerce kişi ziyaret ediyor. İşte bebek Ali...
Rusya’daki Müslümanlar Dağıstanlı bebek Ali’yi konuşuyor. Dünyaya geldikten sonra vücudunda Kur’an-ı Kerim’den ayetler belirlemeye başlayan bebek Ali Yakubov’u her gün onlarca kişi ziyaret ediyor.


“Mucize bebek” olarak adlandırılan Ali Yakubov’un doğmadan önce annesinin bebeğinin ağlamasından şikayetçi olduğu vurgulandı. Doğum esnasında da bebeğinin cam gibi şeffaf bir şekilde dünyaya geldiğini belirten anne Medine Yakubov, doktorların kendisine çocuklarının en fazla 3 gün yaşabileceğini söylediklerini aktardı.

Dağıstan’a bağlı Krasno-Oktyabrsk köyünde doğan Ali’nin vücudunun çeşitli kısımlarında Kur'an-ı Kerim'den ayetler ve dini yazılar kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ailenin ikinci erkek çocuğu olan Ali’nin bu durumu baba ve anneyi korkutuyor. Yakubov ailesi, henüz dokuz ayını doldurmamış evin küçük oğlu oğlu Ali'nin bu durumunu kimseye anlatmak istemediklerini, ancak "Yazıları insanlara gösterin" yazısı belirince ailenin olayı başkalarına anlattığı söylüyorlar.
Hamileliği döneminde çok sayıda din içerikli rüya gördüğünü iddia eden Ali'nin annesi Medine Yakubova, yazıların çocuğun doğumundan itibaren sürekli ortaya çıktığını söyledi. Anne Yakubova, "İlk önce Allah'ın adı yazıldı. Daha sonra Ramazan'ın başlangıcıyla vücutta Kur'an-ı Kerim'den ayetler belirlemeye başladı. Yazılar çıkmaya başladığı anda çocuk ağlayıp sızlıyor." dedi. Yakubova yazıların çıktığı zamanlarda çocuğun geceleri uyumadığını ve ateşinin 40 dereceye kadar yükseldiğini anlattı.


Doktor Saida Rasulova ise olayı tıbbi açıdan açıklayamadıklarını söylüyor. Rasulova, ilk gördüklerinde yazıları ben ya da alerjik bir durum sandıklarını ve çocuğun ateşi yükseldiğinde yazıların belirdiğini ifade etti. Yazının çocuğun vücudunda üç gün durduğunu, ardından silindiğini anlatan Merkez Camisi imamı Abdullah, çocukta belirlenen en son yazının "Allah her şeyin yaratıcısıdır." şeklinde olduğunu söyledi.
Küçük Ali'nin sırtında, bacaklarında, karın bölgesinde vücut ısısının yükselmesiyle birlikte beliren karanfil renginden ortaya çıkan Kur'an ayetleri karşısında, Tıp otoriteleri hiç bir açıklama getiremezken, Bebeğin ziyaretine gelen İslam âlimleri ve Hıristiyan Din adamları, bunun "Allah'ın işaretleri" olarak yorumladılar.
Alıntı:KardelenKardelen
Oct. 24
ALİ CANwrote:

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

Yol ol ki o yol bizi,
Hidayete götürsün (1/Fatiha-6)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
nimet verilenlerle beraber buluştursun(1/Fatiha-7)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
kıblemize götürsün (2/Bakara-142)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
ümmet bilincine götürsün(2/Bakara-213)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
ALLAH’a kulluğa götürsün (3/Ali İmran-51)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
Kitaba sımsıkı sarılmaya götürsün (3/Ali İmran-101)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
seçilmiş kulların yoluna götürsün (6/Enam-87)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
kalpleri inşirah olanların yoluna götürsün(6/Enam-125)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
başka yollara sapmamızı engellesin(.6/Enam-153)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
tevekkül edenlerin yoluna götürsün (11/Hud-56)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
karanlıklardan aydınlıklara ulaştırsın (14/İbrahim-1)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
Darus Selama-Cennete götürsün 10/Yunus-25)
http://wjk7sa.bay.livefilestore.com/y1pzt1_3bh_b2IFS0oSjup8iXew0nJJwTPXrV7tpq6d_k8o9eRTrZRzynfxGWoUbaovFXJjbRWkYWZ9HBQmUQpktg/1atxi.gif
Yol ol ki o yol bizi,
Adil topluma götürsün (16/Nahl-76)


Oct. 22
ALİ CANwrote:
YEMEK TARİFİ
Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,
Bir kap dolusu dostluk ilave edin,
Bir tutam yumuşaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın,
Bir kaşık ümit,

Bir büyük porsiyon yardımlaşma,
Çok miktarda ılım ve bir tutam alçakgönüllülük ile çırpın.
Kuvvetlendirmek için de bir çorba kaşığı güvene
ihtiyacınız olacak.

Bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç,
iki ölçü aklı selim ve birkaç damla hoşgörüyü
azar azar ilave ederek
sevgi ile karıştırın.

iki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin.
Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın.
Yemeğin adı mı?

İNSANLIK !!!

http://d40dmw.bay.livefilestore.com/y1poqNI7IPU7B8fQ_B8d52uv6kb79GeFv8zgCbfm2_ESDPjsP1rFnemsBQrHOcg40C4matPiHahewFXHP-U_Lj9lg/1demethuzunalila3.gif
Oct. 21
ALİ CANwrote:

*AşKı SoR BaNa!*
aşk Ademin yanında idi
aşk Habilin kanında idi
aşk Nuhla çıkmadı ki karaya
aşk vardı zaten ta Ademden buyana
aşk Yusufun gömleğinde idi
aşk budur buna Yakubun eli değdi

aşk idi sabrı kebir
bunu en iyi Hazretı Eyyüp bilir
aşk yıldızı kaymaktı ta Tunusa
aşk ne demek sen birde sor Yunusa
aşk putların boynunda mıydı,daha sorsam kime
o aşkı güneşte aramadı ki bırde sor İbrahime
aşkın yolu kesilmez boşunadır çaban ey şeytan
aşkı bilmese İsmail olurmuydu hiç kurban

aşkı tarife gerekmez ki;sadece bir Haruna sor
Musanın asasına yahut eteginde TURuna sor
aşkı Zülkarneyn bilir

ateşli gönlüne,bakırlı suruna sor

aşkı sor aşk la sor
belkide o dur içinde tüten kor
aşkı her yerde her an  sor
sen aşkı
DAHA KUNDAKTA İKEN ÜMMETİM DİYEN SULTANA SOR


Oct. 18
ALİ CANwrote:

CUMA GÜNÜMÜZ MÜBAREK OLSUN
Cuma gününün kudsiyeti ve müslümanlar için hususiyeti hakkında şeref-sudûr olan birçok hadis-i şeriften anlaşıldığına göre:
Allah Teala cuma gününe diğer günlerin üstünde bir kutsiyet atfetmiş, sonra o gününü tespit edip onda topluca Allah’a ibadet etme mevzuunda Yahudi ve Hıristiyanları muhayyer bırakmıştır; ancak onlar bugünü belirleme konusunda ihtilafa düşmüşler; Yahudiler cumartesiyi, Hıristiyanlar da pazarı haftalık bayram ve ibadet günü olarak tayin etmişlerdir Allah, cuma gününü Ümmet-i Muhammed’e nasip eylemiştir Cuma günü, Müslümanların haftalık bayramıdır.
Bir cuma günü Allah Rasûlü: “Ey Müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, Allah Teala, onu sizlere bayram kılmıştır” buyurmuşturHer bayramda mutlaka bir kutlama ve merasim biçimi ve bunun da sebepleri vardır Bu bağlamda cuma gününü kutlamaya sevkeden belli başlı hususiyetleri hadis-i şeriflerden istinbatla şöylece sıralamak mümkündür:
Allah katında haftalık günlerin en şereflisi ve en kıymetlisidir Senenin en hayırlı günlerindendir Müslümanların haftalık günlerin bayramıdır Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gündür Allah, Adem’i cuma günü yaratmıştır ; vazifeli olarak cennetten o gün yeryüzüne indirmiştir;
[tevbesini o gün kabul etmiş ] onun ruhunu da o gün almıştır Allah katında kurban ve ramazan bayramı günlerinden daha faziletlidir? Kıyamet cuma günü kopacaktır Mü’minler cennetten, Cemalullah’ı o gün temaşa edeceklerdir; yine o gün cennet ehli misk tepeleri üzerinde toplanacaklardır Cuma günü yapılan ibadetler diğer günlerdekilerden daha faziletlidir Cuma günü, ümmet-i Muhammed için hayır ve bereketi artırılmış bir gündür.
29_05_2009_Cuma_mesaji.jpg image by bekirkaraduman
  
Alhambra Pattern
Oct. 16
DENİZ LALEwrote:


CUMA GÜNÜMÜZ HAYIRLI OLSUN
Enes b. Malik’in rivayet ettiği hadiste, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:
“Bana Cebrail (as) geldi. Avucunda beyaz bir ayna vardı. Bana:


“Bu, Cuma namazıdır, Rabbin onu, sana ve senden sonra ümmetine bayram olsun diye, farz kılmıştır,” dedi. Ben: 


“Bu günde bizim için ne vardır?” diye sordum. Şöyle dedi: 


“O günde, pek hayırlı bir vakit vardır. Kim o zaman içerisinde, kendisi için nasip edilen bir hayrı isterse, Allah (cc) onu kendisine verir. Ama istediği şey, kendisi için takdir edilmemişse, Allah (cc), ondan daha büyük bir nimeti kendisi için ahirete saklar. Kul kendisi için takdir edilmiş olan bir kötülükten Allah’a sığınırsa, Allah (cc) onu, ondan daha büyüğünden muhafaza buyurur. Cuma günü, meleklerin yanında günlerin en kıymetlisidir. Biz onu, ahirette yevmü’l-mezîd (ikramı çok olan gün) diye anarız.”
Resulullah (asm) buyurur ki:
“Cebrail’e: O güne niçin yevmü’l-mezid denir?” diye sordum. Şöyle dedi:
“Çünkü Azîz ve Celîl olan Rabbin, cennette beyaz misk ile donatılmış bir vadi hazırlamıştır. Cuma günü olduğunda, İlliyyînden Kürsü makamına iner.” Hadisin sonu şöyle bitmektedir:
“Yüce Allah, Cuma günü müminler için tecelli buyurur, onlar Allah’ın cemaline nazar ederler.”
(Taberani)
“Cuma günü günah işlemeden geçerse, diğer günler de selametle geçer.” (İ.Gazali)
"Cuma günü, kuşlar, vahşi hayvanlar birbirine, “Selam size, bugün Cuma’dır.”
derler. (Deylemi)

Cuma Namazı
Hoca eşeğine binmiş giderken yolda bir tanıdığı sormuş:
-“Hayrola Hoca nereye böyle?”
-“Cuma namazına gidiyorum.”
-“Nasıl olur bu gün Salı günlerden!”
Hoca altındaki eşeği göstererek:
-“Böyle bir eşeğin olursa ancak Salı’dan yola çıkıp cuma namazına yetişebilirsin.”


Oct. 15
 

 

Bitmeye başlayalı çok olmadı. Görmüş, beğenmiş, sevişmiştik

Kar ayaza kesiyor içim üşür
Vur yüreği zalimce aşka düşür
Meşk nerede sevdiğim sen söyle
Az gelir yaşamak bana söyle

Sonra acımasızca saldıran yalnızlığımıza karşı ittifak oluşturduk. Güçlenmeye ihtiyacımız vardı, ayakta kalmaya, yalnızlığa dayanabilmek için bir süre daha. Çıkıp geldim peşinden. Çağır istedim. Gel de istedim, dedin sende. Biteceğini, bitmesi gerektiğini biliyorduk. Hatta pek de gizli olmayan bir övünç duyuyorduk ezberletilmiş sevgilerin dışına taşabilmenin, biteceğini bilmenin yaralamasına izin vermeyişine. Sonsuzluk işaretinin kesişim noktasıydık biz sadece. Sen beni şimdiki zamana bağlıyordun. Geleceğin ne olacağı umurumuzda bile değildi. Ben hazırdım sonsuzluğun sonunda damarlarıma verilecek acıya.
Şimdi yavaş yavaş geliyorum kendime. Dün gece verilmeye başlandı zehir damarlarıma. Acı eşiği aşıldığından sadece çenemi kasıyorum. Artık sıkı değil yumruklarım, direnmiyorum. Sonsuzluk bitiyor. Ayrılıp kesişim noktamızdan, hızla devineceğiz ters istikametlere.

Yar yüreğinin deli bekçisiyim
Sevdanın kapında nöbetteyim

Her saat sesinde gitmelerin korkusu
Her günün sonunda birikir yokluğunu tortusu

Ben çelindim. Çalındım bir rüyanın, insanların sevgi kalıplarının birine itildim, birşey yapmamanın güçlüğünde. Tam kaybediyordum ki kendimi o ezberin içinde, tutup çıkardın beni, çektin yine... İnişe geçmeye henüz başlamış olan bir su kuşu gibiydim, sanki kırıldı kanadım ve çakıldım yere! Sonsuzluğun bitecek olduğunun gerçekliğine! Konuşamıyor, inliyordum ama duymuyordun beni, O an sessizliğimden korkuyordun! Bir rüyanın en güzel yerinde uyandırılmış gibi oldum. Bir rivayete göre insan beyninin kaldığı yerden devam edebilmesi için uyanınca iki soruya yanıt bulması gerekirmiş:Burası neresi ve saat kaç?& Sonsuzluğun sonunda ve sensizliğe üç kala buldum kendimi. Üstelik bunun beni bu denli sarsacağından senin de benim de haberimiz yoktu ve işte bu yüzden yaptığın suç değildi.

Kar beyazı düşüyor saça
Yar adını koyuver ölüm kaça
Bir iptir bedeli çok deme sakın
An gelir ödenir..

Böyle olsun istemezdim. Kurallara sokamadığımız, sokmayı da denemediğimiz ilişkimize böyle bir sonu layık görmedim ama oldu bir kere. Belki bir gün yine bir şekilde, bir flaş patlaması kadar süren koca bir zaman diliminde yine geleceğiz göz göze. Ama şimdi gitmeliyim zira emir büyük yerden!

Sana saçlarımı bırakıyorum, göz yaşlarımı bırakıyorum. Kapının üzerine,ilacını içmeyi unutma yazılı bir not, ayakkabılığa bir bardak su bırakıyorum. En derin yerinden kalbimin, en derin yerine kalbinin, sevgimi bırakıyorum! Öyle çok seviyorum ki seni, işte o yüzden gidiyorum!

Dilimden düşmüyor kolaysa gel de al
İçimden söküp aşkını
Çektiysen kahrımı helal et hakkını
ZORLU SEVDAM hoşçakal..

adriatic_eon7boptti7lu8la3.gif
Saçlarımı bırakıyorum lavabona, yatağına, yastığına... terinle yapışmış bir tanesi omzunla boynunun kesiştiği kıvrımda.

Göz yaşlarımı bırakıyorum avucuna, göğsüne yattığımda tenine yağdırdığım göz yaşlarımı bırakıyorum sana. Nefesini, atışı varlığının en büyük kanıtı olan kalp sesini dinlerken, gidecek olmanın yaşını bırakıyorum tişörtüne. Buharlaşıp kuruyacak daha ben gitmeden! Taze anılar bırakıyorum sana. Kokusu beynimize kıvrılan yeni anılar. Ve güzel güneşli günler bırakıyorum ardımda. Mutluluğu yansıtmanın çok yakışacağı çakmak gözlerine... 

 

Oct. 15
ALİ CANwrote:

Güzel Ahlakla İlgili Güzel Sözler:
"Kötü ahlaklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur."
"Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır."
"Kötü ahlak, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlak, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar bile affa uğrar.

لَّيْسَ الْبِرَّ أَن تُوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَـكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّآئِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُواْ وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاء والضَّرَّاء وَحِينَ الْبَأْسِ أُولَـئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُولَـئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır! Bakara süresi 177.ayet.


"Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlakları sayesinde yükselmişlerdir."
"Güzel ahlak güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir."
"Güzel ahlak, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir."
"Güzel ahlak, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır."
"Güzel ahlak, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeye çalışmak demektir."
"Güzel ahlak, Allah’tan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allah’tan bilmek, nimetlere şükür, belalara sabretmektir."
"Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır."
"Güzel ahlak, haramlardan kaçıp helalı aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir."
"Güzel ahlak, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine sabretmektir."
Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalıdır.
Hadis-i şerifte, Allah’a ve ahiret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhari)
..
Güzel ahlaklı olmanın alameti şunlardır:
İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsnü zan etmek, suizandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, güler yüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır.
Güzel ahlaklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet
eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayadır.


Oct. 14
ALİ CANwrote:

SADAKA TAŞLARI
“Eğer sadakaları (zekat ve hayırları) açıktan verirseniz ne âlâ! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah yapmakta olduklarınızı bilir!” (Bakara, 2/271)

Ayet mealinden de anlaşılacağı üzere gerek kişinin nefsine onur, kibir gelmemesi ve gerekse yoksul kişinin şahsiyetinin zedelenmemesi için yapılan iyiliklerde asıl olan şey, onun gizlice verilmesidir. Tarihte bunun muhtelif yolları aranmış ve bazı çözümler bulunmuştur. Mesela kişi hiç tanınmadığı bilinmediği bir yere gider, bir bakkala uğrar, borç defterini açtırır ve imkanı ölçüsünde oraya borcu olan fakirlerin borçlarını ödermiş. Fakir fukara borcunu ödemek için geldiğinde onun ödenmiş olduğunu ve fakat bunu kimin yaptığını bilmez, o sevinç haliyle gönlünü ve ellerini ulu dergaha açarmış. Bazen diyelim cami, Kur’ân kursu, talebe yurdu gibi bir hayır kurumu yaptırılıyor. Zengin kişi tuğlayı, kiremiti... geceleyin getirir oraya bırakır ve üzerine bir not bırakıp çekip gidermiş. Bu açıdan sadaka taşı da gizlice sadaka verme kültürünün bir parçası olsa gerektir.

Eskiden yol kenarlarında, cami avlusunun bir yanında, mezarlıklarda, fakirlerin başkalarınca görülüp de onurlarının incinmeyeceği bir mekanda sadaka taşı yapılır, imkanı olup da hayır yapmak isteyenler oraya bir miktar para bırakır, fakir olanlar da kendine yetecek kadarını alır, gerisini orada bırakırmış. Bu tür hikayeler şimdilerde bize esâtir-i evvelînden (eskilerin masalları) gibi geliyor. Halbuki bütün bunlar fiilen hem de yakın tarihte yaşanmış hatıralardır. Böyle bir iklimi oluşturabilmek ve oturtabilmek için elbette bir iman zemini ve bunu oluşturan kültür dokusu olmuş olmalıdır. Aksi takdirde hep bana Rabbena diye düşünen menfaatperest kişi ve kişiliklerin inşa edebileceği bir yapı değildir sadaka taşı kültürü. Biz buna İslâm’ın büyük düşünürü Fârâbî’nin deyimiyle ‘medîne-i fâzıla’ (erdemli şehir) insanlarının kurabileceği bir ahlak medeniyeti
diyebiliriz.




Oct. 11
ALİ CANwrote:

Bir kez gönül yıktın ise
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil 

Yol oldur ki doğru vara
Göz oldur ki Hakk'ı göre
Er oldur ki alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Doğru yola gittin ise
Er eteğin tuttun ise
Bir hayır da ettin ise
Birine bindir az değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka metâları satar
Yükü cevherdir tuz değil
Yunus EMRE


SELAMUN ALEYKUM ARKADAŞIM  BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN

Oct. 7

 cengizhan 

NEDÜNDE GİZLİDİR NEDE YARINDA

SAKLI OLAN HİÇ BİR ŞEY YOK DUR BENİM İÇİN.

 

 

Ben miyim karanlıklar içinde , yoksa karanlık mı benim içimde ? Güneşi mi kaybettim yoksa güneş mi unuttu doğmayı ?

Gecenin sessizliği mi çınlayan kulağımdaki yoksa sensizliğin içindeki sessizlik mi çığlık çığlığa bağıran?Ben miyim çıldıran yoksa sensizlik mi beni benden alan?Kelimeler mi yetmiyor anlatmaya yoksa ben miyim sevgimi anlatamayan sana?

Her Lafa Verilecek Bir Cevabım Vardır Önce Lafa Bakarım Laf mı Diye Sonra Söyleyene Bakarım Adammı Diye

üç kuruşluk adama beş kuruşluk değer verirsen seni arda kalan iki kuruş için satar.....

NE ZAMAN Kİ, DENİZLER GÖL, GÖLLER DENİZ OLURSA, KAYALARDA NÜLİFER, AĞAÇLARDA GÜL BİTERSE, GÜNEŞ KARARIR, AY ÇİMENLER ÜSTÜNE DÜŞE

 
 
 
            
Oct. 6
ALİ CANwrote:

*CuMaNız MüBaReK oLsUn*
Mümin Kimdir? ,Müslüman Kimdir?
Allah’a ve Allah’ın vahiyle bildirdiği her şeyin hak olduğuna iman edenlere Mü’min, iman ettiği hakka ve hakikate teslim olan ve boyun eğen kimselere de Müslüman demekteyiz. Aslında iman ameli; amel de imanı gerekli kılmaktadır. Başka bir ifadeyle, iman İslâm’ı, İslâm da imanı gerektirmektedir. En azından birbirinden ayrılmaz iki kıymetli değerdir. Çünkü esas olan Allah’a intisap ve bağlılıktır.
Enes İbnu Malik (ra) anlatıyor: Biz mescitte Hz. Peygamber’le (asm) birlikte otururken, devesine binmiş olarak bir adam girdi ve mescidin avlusuna devesini yatırıp bağladıktan sonra:
“Muhammed hanginizdir?” diye sordu.
Biz: “Dayanmakta olan şu beyaz kimse” diye gösterdik.
Adam: “Ey Abdulmuttalib’in oğlu!” diye seslendi.
Resûlullah (asm): “Buyur; söyle! Seni dinliyorum” dedi.
Adam: “Sana bir şeyler soracağım. Sorularımda aşırı gidebilirim, sakın bana darılmayasın” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Haydi istediğini sor!” buyurdu.
Adam: “Bize senin gönderdiğin elçi geldi ve iddiâ etti ki sen Allah tarafından gönderildiğine inanmaktasın. Doğru mu?” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Doğru söylemiş” buyurdu.
Adam tekrar: “Öyleyse gökleri kim yarattı?” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Allah!” buyurdu.
Adam: “Peki bu dağları kim dikti ve içindekileri yerli yerine kim koydu?” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Allah!” buyurdu.
Adam: “Peki gökleri yaratan, yerleri yaratan ve dağları diken Zât adına doğru söyler misin, seni peygamber olarak gönderen Allah mıdır?” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Evet!” buyurdu.
Adam: “Elçin iddia ediyor ki biz gece ve gündüz beş vakit namaz kılmalıyız, bu doğru mudur?” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Doğru söylemiştir!” buyurdu.
Adam: “Seni gönderen adına doğru söyle. Bunu sana Allah mı emretti?” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Evet!” buyurdu.
Adam: “Elçin, mallarımızda üzerimize bir zekât farz olduğunu söyledi” dedi.
Hz. Peygamber (asm): “Doğru söylemiştir” buyurdu.
Adam: “Seni gönderene yeminle söyle: Bunu sana Allah mı emretti?”
Resûl-i Ekrem (asm): “Evet!” buyurdu.
Adam: “Senin elçin, Ramazan ayında üzerimize orucun farz olduğunu söyledi” dedi.
Allah Resulü (asm): “Doğru söylemiştir” buyurdu.
Adam: “Seni Peygamber yapana yeminle söyle: Bunu sana Allah mı emretti?” dedi.
Peygamber Efendimiz (asm): “Evet!” buyurdu.
Adam: “Senin elçin, yoluna gücü yetene Kâbeyi haccetmenin üzerimize farz olduğunu söyledi” dedi.
Resul-i Kibriya Efendimiz (asm): “Doğru söylemiştir” buyurdu.
Adam son olarak sordu: “Seni gönderen adına doğru söyle. Bunu sana Allah mı emretti?”
Hz. Peygamber (asm): “Evet!” buyurdu.
Adam sonra geri döndü ve ayrılırken şunu söyledi: “Seni hakla gönderen Zat’a yeminle söylüyorum: Bunlar üzerine hiçbir şey ilâve etmeyeceğim, bunlardan hiçbirini de terk etmeyeceğim!” Sonra gözlerden kayboldu.
Hz. Peygamber (asm): “Bu kimse sözünde durursa Cennetliktir!” buyurdu


https://avhodg.bay.livefilestore.com/y1polQdpM0I51qwgtephN-tEpZUVgq-K9st9KPOWwZLTTrQubg-wyq8UMPz21LKZtrbXDYhzTUtYurUFLJOxqm-BlnpvCUJq85U/1demethuzunalila3.gif

Oct. 2
ALİ CANwrote:

Hazreti Mevlana nın Hayatı

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.
     Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.
Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.
     Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

     1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
     Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. 


     Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler.
     Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu.  Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.
     Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.


https://avhodg.bay.livefilestore.com/y1py_vvQVwpQSy_7kSRsKLBxROKqhpPO6n0IjUGaGnoWZpXmUyYBG-8wP9D_iWoZ5bAAQs1yLcteh-Iu6yG3_oqdm0kdQJW2OPv/1demethuzunalila3.gif


Sept. 30
ALİ CANwrote:

***Hazreti Muhammed(S.A.V)***
* Daima düşünceliydi.
* Susması konuşmasından uzun sürerdi.
* Lüzumsuz yere konuşmazdı.
* Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
* Dünya işleri için kızmazdı.
* Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
* Kötü söz söylemezdi.
* Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
* Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
* Kimseyle çekişmezdi.
* Çok konuşmazdı.
* Boş şeylerle uğraşmazdı.
* Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
* Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
* Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
* Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
* Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
* Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
* Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
* Her zaman ağırbaşlıydı.

* Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
* Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
* Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
* Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
* Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
* Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
* Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
* Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi ol “
* Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
* Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
* Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.

* Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
* Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
* Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
* Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
* Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “ İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve
Saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve
Haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım “
*Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı..
*** O, HZ. PEYGAMBERDİ. (SAV)***



Sept. 27

hayirli günler dost ve arkadaslarim..

HER ŞEY ve herkes geçici; bir tek Sen…

Her şey ve herkes vefasız; bir tek Sen…

Her şey ve herkes acımasız; bir tek Sen…

Herkes unutur, bir tek Sen…

Ruhum Sana böyle muhtaçken, kalbim böylesine susamışken bir yudum sevgine, dikenleriyle ellerimi ve yüreğimi kanatan bütün bu yollar dolanıp dolanıp Sana çıkıyorken, Sana açılıyorken bütün kapılar, ve Seni soluyorken aldığım her nefes, böylesine Seninle doluyken, neden bu Sensizlik?

Bilirim Sana varılan yollar dikenli ve taşlı… Zorlu ve acıklı bir yolculuktayım, varılacak yegane noktam Senken… Ama bu ayrılık, bu Seninle dolu Sensizlik harap ve bitap düşürdü beni…

Şu dünyada sığınacak sağlam ve güvenli bir liman arayışım hiç bitmedi, tüm limanlar yüz çevirirken benden… Kalp bu, sevgi için yaratılmıştı. Sevgiyle yaratılmıştı, hem de sonsuz bir sevgiyle… Sevgiye açlığı mazurdu velhasıl. Ancak sevgi kandırabilirdi onu. Suçu yoktu, onun da kaderi buydu… Öyle ya, sevgi gerçekti. Sevgi en gerçekti. Sevgi tek gerçekti. Ve sevgi Sendin… Sensin… Sen olacaksın sonsuza dek…

Ne kadar acı yaşadıysam bugüne kadar, hepsi Sana uzaklığımdan, Senden kopukluğumdan… Bu sürgün çok yaktı canımı

 Senden başkasına verince sevgimi; beklentilerimi, umutlarımı Senden başka fani herhangi bir şeyin omuzlarına yüklersem, hep ama hep hayal kırıklıkları bekler yüreğimi…

Hangi fani sevgili hiç kimsenin düşünmediği, anlamadığı o kendime gurbet demlerimde hatırlar beni de teselli verir bana?

Hangi yalancı liman kabul edebilir beni olduğum gibi, bunca çok kusurlarımla?

Ah Sen… Derdimin dermanı… Gönlümün sultanı… Ruhumun sahibi, bedenimin mimarı… Bana ‘Ben’i veren…

Ah Sen… Merhametliler merhametlisi… Güzelliği, rahmeti, merhameti sonsuz olan! Senden uzaklığımdır tüm derdim… Sensin derdimin dermanı… Bana yakınlığını ver. Lütfet de Senin sonsuz huzurunda olmanın eşsiz tadına varayım… Yaralarımı sevginle sarayım…

Ah Sen… Sana muhtaç olan, yalancı ve fani sevgilerden usanmış kalbimi sevginle o kadar doldur ki, başka hiçbir şeye yer kalmasın…

Sept. 25
ALİ CANwrote:

CUMA GÜNÜMÜZ MÜBAREK OLSUN
Bu Mübarek Cuma Günü
Yedi Günün Sultanıdır
Bu Mübarek Cuma Günü
Müminlerin Bayramıdır
Bu Mübarek Cuma Günü

Minarede Sela Sesi
Davet Ediyor Herkesi
Saf Tutulur Dizi Dizi
Bu Mübarek Cuma Günü

Hocalar Vaizle Coşar
Duyanlar Mescide Koşar
Camilerimiz Dolup Taşar
Bu Mübarek Cuma Günü

Dostlar Bir Birini Bular
Sohbet Eder Şuha Dalar
Kabul Olur Ol Dualar
Bu Mübarek Cuma Günü

Ver Sadaka!. Duy Duayı
Def Edermiş Bin Belayı
Sıdk İle Çağır Mevla’yı
Bu Mübarek Cuma Günü

Şirin Şirin Sohbet Eyle
Sevgi, Şefkat Getir Dile
Sarıl Dosta Sevap İşle
Bu Mübarek Cuma Günü

Bir Hisse Kap Ol Kuran’dan
Tövbekâr ol Olanlardan
Arınırsın Günahlardan
Bu Mübarek Cuma Günü

Kuran Oku Eyle kamet
Dua Yolla Demet Demet
Geçmişimize Olsun Rahmet
Bu Mübarek Cuma Günü

Eller Açılır Sema ya
Diller Dolaşır Duaya
Gönül Bağlanır Mevla’ya
Bu Mübarek Cuma Günü

ERGÜN Hakka Varış Olsa
Sevgi İçin Yarış Olsa
Dünyada Hep Barış Olsa
Bu Mübarek Cuma Günü
OZAN ERGÜN YALÇIN

Sept. 25
ALİ CANwrote:

CUMA GÜNÜMÜZ MÜBAREK OLSUN
YA RABBİ 
Sen'i tarif etmektedir bütün güzel isimler Sen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalır.
Esmaül Hüsna’na şahit yaz beni...
Ben acizim Sen Kadirsin,
Ben fakirim Sen Rahimsin,
Ben ölüyüm Sen Haysın,
Ben çaresizim Sen Ehadsın,
Ben muhtacım Sen Sametsin,
Ben sağırım işiten Sensin,
Ben körüm gören Sensin,
Ben dilsizim konuşan Sensin,
Ben yaratılıyorum yaratan Sensin,
Ben yokum var eden Sensin,
Ben hiçim ama emellerim büyüktür,
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur,
Ben isterim çünkü Sen büyüksün,
Şahit yaz büyüklüğüne bu küçük kalbimi...
( A m i n )
Hayırlı CUMALAR!

Sept. 17

HAYIRLI CUMALAR.......

 
Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam\\\'ın ahlakı hayadır.
Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane

Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü\\\'mine musibet nev\\\'inden her ne ulaşırsa ise günahlarına bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hadise olmuş, ayağına batan diken olmuş farketmez.
Müslim, Birr

Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: \\\'Hz. Allah sana hayırlı mukafat versin\\\' derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur.
Tirmizi, Birr 86
Kim bir ihsana mazhar olursa, bulunduğu takdirde karşılığını hemen versin; bulamazsa, verene senada bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılık vermeyen ) nankörlük etmiş olur.
Tirmizi, Birr 86

Kim bir hastaya veya bir din kardeşine Allah rızası için ziyarette bulunursa, bir münâdi ona nida eder: \\\"(Dünyada da ahirette de) iyi olasın. (Bu davranışınla) cennette bir ev hazırladın!\\\" der.
Tirmizi, 2009


Kim (bir belaya) maruz olana taziyede bulunursa, ona ötekinin sevabının bir misli verilir.
Tirmizi, 1073

Sakın ha! Şeytanın rüyanda seninle eğlenmesini kimseye anlatma.
Müslim, Rü\\\'ya 12

Ümmetimin ücreti ve günahı bana arzedildi. Öyle ki mescidden çıkarılıp atılan bir çöpün sevabını bile gördüm. Kişiye, Kur\\\'an\\\'dan kendine gelen ayeti unutmasından daha büyük bir günah da görmedim.
Müslim, 2318

Her ihtilam olan erkeğe cumaya gitmek vacibtir. Cumaya her gidene de gusül vaciptir.
Ebu Davud, Taharet 129

Hutbe esanasında birine sus! diyen lağvetmiş olur, cumanın sevabını zayi eder. Her mezhebe göre; Hutbe okunurken susmak vacip, söylemek haramdır.
Müslim

Cuma (namazı kılma)\\\'ya gitmek, ümmetimin fakirlerinin haccıdır.
Deylemi


Kim (cuma günü) yıkanır, erkenden (mescide) gider, yürür ve binmezse, imama yakın durur, dinler, malayani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık oruç ve namaz sevabı yazılır...
Tirmizi 946


Cuma namazına üç grup insan katılır: Kişi var, namaza katılır, boş konuşma yapar. Bunun namazdan hissesi o konuşmasıdır. Kişi var namaza gelir dua eder. Bu kimse Allah\\\'a duada bulunmuştur. Hz. Allah dilerse onun istediğini hemen verir, dilerse vermez. Kişi vardır, namaza gelir sadece dinler ve sükut eder, müminlerin arasından yararak geçmez kimseye eza vermez. Onun bu namazı, daha önce geçen cumaya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) kefarettir. (Bu hal Yüce Hz. Allah\\\'ın şu sözüne binaendir: \\\'Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir.\\\')
Ebu Davud, Salat 235

 

hayırlı cumalar kardeşlerim dualarınızda ismen anılmak ümidiyle

RABBİM YAPMIŞ OLDUĞUNUZ DUA VE İBADETLERİMİZİ HASIL EYLESİN!

AMİN!

DUALARLA İNŞAALLAH...........

YÜCE MEVLAM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.........

Aug. 28